14 Temmuz 1518'de Strasbourg'un dar, arnavut kaldırımlı sokaklarından birinde bir kadın dans etmeye başladı. Ortada çalgı yoktu, şenlik yoktu, kutlanacak bir şey de yoktu. Adı kaynaklarda Frau Troffea olarak geçen kadın saatlerce, akşam çöküp yere yığılana kadar döndü. Ertesi sabah şişmiş ayaklarıyla yeniden kalktı.

Birkaç gün içinde otuzdan fazla kişi ona katıldı. Ağustosta sayı, kaynağa göre elliyle dört yüz arasında bir yere ulaşmıştı. Dans vebası adıyla anılan bu olay, ortaçağ gizemleri arasında belgelenmiş en tuhaf vakalardan biri. Elimizde şehir kayıtları, vaiz notları ve dönemin hekimlerinin yorumları var. Bir dedektif gibi bu izleri sırayla takip edelim.

Olay Yeri: Yıkıma Uğramış Bir Şehir

Strasbourg o dönemde Kutsal Roma-Germen İmparatorluğu'nun zengin ve kalabalık şehirlerinden biriydi. Bugün Fransa sınırları içinde, Alsace bölgesinde yer alıyor. Ama 1518 yazı şehir için pek parlak geçmiyordu.

National Geographic'in aktardığına göre, dansın başladığı yıllarda Strasbourg sel, aşırı sıcaklıklar ve veba gibi felaketler yaşamıştı. Dansın başladığı Temmuz da olağanüstü sıcak geçiyordu. Dahası, önceki üç yıl boyunca süren kıtlık köylü ayaklanmalarına ve açlıktan ölümlere yol açmıştı.

Bu tablo önemli, çünkü tarihçi John Waller'ın "A Time to Dance, a Time to Die" (2009) kitabındaki tezinin zemini burası. Waller'a göre Strasbourg'un yoksulları, histerik dans salgınına zaten hazır hâle gelmişti. Bu tür bir psikolojik baskı, kitlesel histeri tartışmalarının da başlangıç noktası.

Elimizdeki Belgeler: Efsane Değil, Arşiv Kaydı

Dans vebasını sıradan bir şehir efsanesinden ayıran şey, kaynakların bolluğu. British Psychological Society'nin The Psychologist dergisindeki yazısına göre salgını onlarca hekim, vakanüvis, rahip ve keşiş birbirinden bağımsız biçimde anlattı. Üstelik Strasbourg yönetiminin salgın sırasında yazdığı telaşlı belediye kararları da günümüze ulaştı.

Bu belgelere göre olay yaklaşık dört yüz kadın, erkek ve çocuğu etkiledi. Aynı yazı ölenlerin sayısını "onlarca" diye veriyor. Kesin bir rakam vermemesi, kaynakların sınırını da gösteriyor.

Waller'ın Elsevier'in yayımladığı bir makalesindeki özeti şöyle: Temmuz ortasında yalnız bir kadın dar bir sokağa çıktı ve dört, hatta altı gün süren bir dans nöbetine girişti. Bu cümle, popüler anlatımlardaki abartıdan uzak, ama yine de tüyler ürpertici.

Bu yoğunluk tarihçilere büyük kolaylık sağlıyor. Tek bir kroniğe güvenmek yerine birbirini doğrulayan ya da çelişen anlatımları yan yana koyabiliyorlar. İlk dansçı konusundaki küçük ayrılık bile ancak bu karşılaştırma sayesinde fark edilebildi.

Şehir Meclisi ve Hekimlerin Ters Tepen Tedavisi

Olay büyüdükçe şehir yönetimi telaşlandı. Din adamları durumu intikamcı bir azizin işi olarak yorumladı. Meclis ise hekim loncasını dinledi ve dansı "aşırı ısınmış kandan kaynaklanan doğal bir hastalık" olarak kabul etti.

Dönemin hümoral tıbbına göre klasik çare kan aldırmaktı. Hekimler ise bu kez farklı bir yol önerdi: Hastalar dansla hastalıktan kurtulacaktı. Public Domain Review'ın aktardığı kayıtlara göre loncalara salonlar hazırlandı, müzisyenler ve dansçıları ayakta tutacak güçlü adamlar tutuldu.

Ters tepti. Müzik ve kalabalık, dansa katılanların sayısını artırdı. Waller'ın vurguladığı bir ayrıntı da şu: Olayı yazan gözlemcilerin hepsi dansçıların neşeyle dans etmediğini not etmişti. Çığlık atanlar, yardım isteyenler, ama duramayanlar vardı.

Kaç Kişi Öldü? Rakamların Kırılgan Zemini

Popüler anlatımlarda sıkça rastladığınız bir iddia var: Günde yaklaşık on beş kişi ölüyordu. Wikipedia'nın da belirttiği gibi bazı kaynaklar bu rakamı veriyor. Ancak bu iddia, olayın kendi dönemine ait sağlam bir sayıma dayanmıyor.

Dansçı sayısı da net değil. Altı kronik kaydından dördü ilk dansçı olarak Frau Troffea'yı gösterirken, kimliği belirsiz bir kadından söz eden kayıtlar da var. Katılımcı sayısı kaynağa göre 50 ile 400 arasında değişiyor.

Dürüst özet şu: Dansçıların bir kısmının yorgunluk, kalp krizi ya da felçle öldüğü yaygın olarak anlatılıyor. Ama ölü sayısını kesin biçimde veremiyoruz. "Durmaksızın dans edip ölmek" anlatımı olayın dramatik özetidir. Ölçülmüş bir istatistik değildir.

Tek Seferlik Bir Olay Değil: Ren Boyunca On Salgın

Strasbourg vakası tarihte yalnız değil. Public Domain Review, 1374'ten itibaren Ren ve Moselle nehirleri boyunca on kadar benzer salgın yaşandığını, 1518'deki olayın bunların en ölümcül ve en iyi belgelenmişi olduğunu yazıyor. Yani Avrupa'nın dans vebası belirli bir coğrafyaya sıkışmış bir olguydu.

Ağırlık merkezi Aachen, Liège ve Maastricht dolayıydı. 1374'te çılgın dans buradan Gent, Utrecht, Metz, Trier ve sonunda Strasbourg'a yayıldı. Bu salgın, Ren ve Moselle vadilerini yıkan o yüzyılın en büyük sel felaketlerinden birkaç ay sonra patlak vermişti.

Örüntü dikkat çekici: Her salgından önce açlık, sel ya da hastalık gibi bir felaket var. 1518'den sonra ise Avrupa'da büyük bir dans salgını görülmedi. Bu da olayın, o dönemin korku ve inanç düzenine ait olabileceğini düşündürüyor. Tarihçiler bu yüzden Strasbourg'u tek bir şehrin talihsizliği olarak değil, bölgesel bir korku geleneğinin son ve en büyük halkası olarak okuyor.

Birinci İpucu: Küflü Çavdar Teorisi

En çok sevilen bilimsel açıklama ergot zehirlenmesi. Ergot, nemli çavdar başaklarında yetişen ve LSD'ye benzer bileşikler içeren bir mantar. İsveçli farmakolog Eugene Louis Backman 1950'lerde, Strasbourg'daki seller nedeniyle nemi seven bu mantarın tahılı bozmuş olabileceğini öne sürdü.

Teori çekici ama sorunlu. Ergot zehirlenmesi kasılmalara, halüsinasyonlara ve ağrıya yol açıyor. Üstelik uzuvlara giden kan akışını kısıyor. Bu yüzden zehirlenen bir insanın günlerce ritmik biçimde dans etmesi pek olası görünmüyor.

National Geographic'in aktardığı bir başka eksik de şu: Ergot zehirlenmesinde sık görülen kol ve bacakların kararması, yani kangren, vakalarda hiç not edilmemiş. Waller de The Lancet'te yayımlanan yorumunda, ergotla zehirlenenlerin günlerce dans edebilmesini olası bulmadığını yazdı. Dolayısıyla ergot en fazla yardımcı bir etken olabilir, ana neden olması zor.

İkinci İpucu: Dansla Lanetleyen Aziz

Waller'ın en güçlü bulduğu açıklama dinî inançlarda yatıyor. Dönemin halkı, dördüncü yüzyıl şehidi Aziz Vitus'un insanları dans hastalığıyla lanetleyebildiğine inanıyordu. Aynı azize yakarmak laneti kaldırabilirdi.

Waller'a göre kendini Vitus'un gazabına uğramış sayan bazı Strasbourglular histerik bir transa girdi. Günlerce kontrolsüzce dans ettiler. The Psychologist'in özetiyle, her yeni kurban doğaüstü bir gücün varlığına duyulan inancı güçlendirdi ve dans salgına dönüştü.

Bu tablo, neden başka bir davranışın değil de dansın ortaya çıktığı sorusunu da yanıtlıyor. İnsanlar toplumlarının "hastalık" olarak tanıdığı biçime bürünüyor. Beynin sosyal etkilere ne kadar açık olduğunu merak ediyorsanız, insan beyninin şaşırtıcı yönlerini anlatan yazımız bu konuya ek bir pencere açıyor.

Üçüncü İpucu: Paracelsus'un Şüphesi ve Modern Teşhis

Hekim ve simyacı Paracelsus, olaydan yıllar sonra Strasbourg'a gelip nedenleri araştırdı. Opus Paramirum'daki yorumuna göre Frau Troffea dansa kocasını rahatsız etmek için başlamıştı. Başarılı olduğunu gören diğer kadınların da kocalarını kızdırmak için aynı yolu seçtiğini yazdı.

Bugün bu yorum ciddiye alınmıyor. Dansçıların ıstırabı, ayaklarındaki yaralar ve çaresizlikleri bir oyunla bağdaşmıyor. Yine de Paracelsus'un notu bize bir şey söylüyor: Dönemin gözlemcileri bile olayı tek bir nedenle açıklamakta zorlandı.

Modern bilim buna kitlesel psikojenik hastalık diyor. Ağır stres, ortak inançlar ve toplumsal beklentiler bir araya gelince, organik bir neden olmadan da toplu belirtiler yayılabiliyor. Waller bunu "psişik bulaşma" olarak niteliyor ve 1963'te Tanganyika'da (bugünkü Tanzanya) bir bölgeyi saran gülme salgınıyla kıyaslıyor. O yıl da toplum sömürgecilik sonrası çalkantılı bir dönemden geçiyordu. Gülme de dans gibi, kimsenin istemediği hâlde duramadığı bir davranıştı. Ortak nokta, bedenin toplumsal gerilimi kendi diliyle dışa vurması.

Son Sahne: Saverne'deki Dağ Kilisesi

Şehir meclisi bu kez farklı bir yola başvurdu. Dansı özellikle ağırlaşan kişiler arabalara bindirilip Saverne'deki Aziz Vitus türbesine götürüldü. Frau Troffea da daha önce aynı yere gönderilmişti ve orada iyileştiği anlatılıyor.

Wikipedia'nın özetine göre salgın eylülde, kalan dansçılar dağ başındaki bir kiliseye götürülüp bağışlanmaları için dua ettirildiğinde sona erdi. Public Domain Review ise salgının temmuz ortasından ağustos sonu ya da eylül başına, yani bir aydan uzun sürdüğünü yazıyor.

Bu bitiş de teoriyi destekliyor. Kaynak "lanet" ise çare de dinî bir ritüel olabilirdi. İnanç sistemi hem hastalığı yarattı hem de iyileştirdi.

Dosya Kapandı mı?

Kesin bir hüküm yok. Elimizdeki en sağlam açıklama, açlık, hastalık ve inançların bir araya gelmesiyle oluşan bir stres kaynaklı histeri. Ergot ise bu tabloda en fazla yan rol oynayabilir.

Pratik çıkarım şu: Bir toplumun korkuları ve inançları, bedenlerin nasıl tepki vereceğini biçimlendirebilir. 1518'de panik dansa dönüştü. Bugün başka biçimlerde ortaya çıkıyor. Tarihte "tuhaf" görünen olaylara bakarken önce dönemin inançlarını anlamak gerekiyor. Eksik kayıtların kesin hükme izin vermediği başka bir örnek için Yunan ateşi yazımıza göz atabilirsiniz.

Sık Sorulan Sorular

Dans vebası nedir?

Dans vebası, Temmuz-Eylül 1518 arasında Strasbourg'da yaşanan kitlesel dans salgınıdır. Frau Troffea adlı bir kadının sokakta dans etmeye başlamasıyla ortaya çıktı ve kaynağa göre 50 ile 400 kişiye yayıldı. Dansçılar neşeli değildi. Yorgunluktan yığılana dek duramıyorlardı. Bugün en yaygın açıklama, stres kaynaklı kitlesel psikojenik hastalıktır.

Dans vebasında kaç kişi öldü?

Kesin bir sayı bilinmiyor. Bazı anlatımlarda günde yaklaşık on beş ölüm geçiyor, ancak bu rakam tartışmalıdır ve sağlam bir sayıma dayanmıyor. Dansçı sayısı bile 50 ile 400 arasında değişiyor. Yorgunluk, kalp krizi veya felçten ölümler olduğu anlatılsa da güvenilir bir ölü sayısı vermek mümkün değil.

Dans vebası ergot zehirlenmesiyle açıklanabilir mi?

Ergot, nemli çavdarda yetişen ve halüsinasyon yapabilen bir mantardır. Ancak ergot zehirlenmesi ağrılı kasılmalara ve kan akışında kısıtlanmaya yol açar. Bu yüzden günlerce ritmik dans etmek pek olası değildir. Vakalarda kangren de not edilmemiştir. John Waller dahil birçok tarihçi bu açıklamayı yetersiz buluyor.

Salgın nasıl sona erdi?

Şehir meclisi önce dansçıları loncalara toplayıp müzikle dans ettirdi, bu da sorunu büyüttü. Sonra ağır hastalar Saverne'deki Aziz Vitus türbesine gönderildi. Salgın eylül ayında, kalan dansçıların dağ başındaki bir kiliseye götürülüp bağışlanmaları için dua etmesiyle sona erdi.

Kaynaklar

  1. Dance, Dance ’til You’re Dead: The Dancing Plague of 1518 thesciencesurvey.com
  2. Time to Dance, A Time to Die. The Extraordinary Story of the Dancing Plague of 1518 academic.oup.com
  3. Dancing plague of 1518 en.wikipedia.org