Gece yarısı telefonu elinize alıp "beş dakika bakayım" dediğiniz an, iş işten geçmiştir. Deprem haberinden ekonomik krize, savaştan magazin dedikodusuna kadar akan her kötü habere parmağınız kendiliğinden kayar. Ne mutlu olursunuz ne rahatlarsınız, ama durmak da elinizde değildir. İşte bu tuhaf alışkanlığın adı doomscrolling: "doom" (kıyamet, felaket) ile "scrolling" (kaydırma) kelimelerinin birleşimi. Beynimiz kötü haberlere karşı doğal bir tetikte olma refleksiyle tepki verir, algoritmalar da bu zaafı fark edip önümüze sürekli dramatik içerik sunar. Sonuç: saatler kaybolur, kaygı artar, uyku kaçar. Farkındalık burada devreye giriyor—en azından "neden hâlâ kaydırıyorum" diye sorabilmek için.